May 23
|
|
NE BİLİRSİN?!
KOLERA Dik bir yokuş hayat, başında Azrailiyle bekleyen Azrail melekten korkma! O bir emri yerine getiren Terbiyelen ahdini hatırla, kıyametten önce bir Kıyamet kopsa Allah'ım şükür sana, kavuş bana
Her gün korkuyu tanıdığım ilk günüm Her dün sana yaklaştığım bir bölüm Her hüzün sorularıma bir çözüm Sana yürüdüm, Hak sürüm sürüm Kalbim saklı kalmış bir cürüm.
Ey benim başımı alıp duvarlara vuran gönüllüm Sen her söyle yaptığıda bin parçaya bölündüm Düşünmez mi kimse, kim kendini küçük düşürdü? küçüğüm çünkü kalbim büyüdükçe beden küçüldü
Estir yelleri, hüznün bitsin dertleri Sen dağıtmazsan gitmez acının küçük fertleri Cümle cümle anlatmakla bitmez sabır halleri Sanma tabiat ana, bunlar Rabbin kızgın selleri
Her gördüğünü hayra yorma, şükret yaz ayında donma buruk açık düştü kama, bomboş iş üstünde durma vurana kadar kaçar turna, harcanmalı zaman boyna kara hain girer koyna, söylediğine uyma
Bunu masal mı sandın? Etkilemez ölüm beni inan hiç Beni inan hiç omzundaki yükleri sal dünya Yan gönül yan Kalpten düştü yaşama sevincim inan Sevindim inan kalpten düştü kıyım yakın artık Bunu oyun mu sandın? Hileni ancak kendine yedirirsin sen Yedirirsin, yedirirsin ye de bitir git artık Pes ettim mi sandın? Taarruzumun yönünü sen ne bilirsin? Sen ne bilirsin, sen neyi bildin ki, yönünü bileceksin?
SAGOPA Sahte tüfeği kafama dayamış korkmamı bekliyosun Düşüncemin geldiği yere git!... Kendine yer kap!... Burası benim ilim yerim, kendimle ilgili sorunum varsa Bırak doktorum olan "Ben" uğraşayım. Şeytan yoluna girişleri annem keserdi, giremezdim. Babam için cennet gerekli, ben hep bunu bildim. İçimdeki ateşle oynamaktan yanıyor içim. Ve birgün memleketten 750 km ileri gittim. Yarın için bir defans taktiği bulmalıyım. Çok kişiyi öldürdüm, cestelerinde parmak izim yoktu. Soğukluk içimi ürpertti, damar kanım dondu. Bu yeniden başlamasından korktuğum kaçıncı sondu? Canım yandığında birkaç hafta bağırdım!... Fırçayı elime aldığımda ilkin anılarımı boyarım. Gelecek adına hiçbir hayali resme dökemez parmaklarım. İçimde iyiliklerimin dedikodusunu yapan şeytanlarım. Zaman akıp gittikçe gözlerim daha çok doluyor Vakit gider gelmez, işte bu canımı çok sıkıyor Hata ve yanlışlarım çırılçıplak, o kadar utanç vericiki!... Benim böyle olmamam gerektirdi.
indirmek için tıklayınız...
|
| |
| December 29
|
|
ANKARA
1. Yeni başlayanlar için ANKARA, AŞTİ’dir. (bkz: Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmesi) 2. Soğuğun içine işlediği anda başını kaldırıp etrafta denizi aramaz isen kolay alışırsın. 3. ANKARA’da deniz yoktur. Deniz kenarında bir kentte bir şekilde bulunmuşsan, denizi seviyorsan, ANKARA’yı kısa vadede sevemeyeceksin, hiç kasma. Yine de çeneni kapa, ankara iyi güzel de denizi yok abi bea kabilinden düşüncelerini kendine sakla, bu muhabbetleri defalarca kez duymuş olan ANKARAlılar pek sevecen davranmazlar, sıcak yaklaşmazlar. Baygınlık verirsiniz. Yapmayın etmeyin gözünüzü seveyim. 4. ANKARA’yı İstanbul ile İzmir ile kıyaslamaya kalkmayın, bu da sevilmez, hele İstanbul karşılaştırması tiksinti yaratır. 5. ANKARA’da kış soğuk geçer. Rüzgârı keser, ayazı süründürür. Kalın giyinin, bere ve eldiven edinin; öğlen dışarı çıkıyorsanız ve geç saatlerde dışarıda bulunmanız gerekecekse havaya aldanmayın. Coğrafya dersinde karasal iklim için neler söylerdiniz onları hatırlayın. Ya da en iyisi bir gece iliklerinize kadar üşüyün, sonra gece-gündüz sıcaklığı arasındaki büyük farklı anlayın. 6. ÇİNÇİN MAHALLESİ denilen yere gece gitmeyin. Gündüz de gitmeyin. İlla gideceğim, ben gezerim görürüm hoplarım zıplarım diyorsanız, en fiyakalı, en pahalı giysilerinizi giyin, telefonunuzu boynunuza asın öyle gidin. 7. ANKARA’da deniz yoktur. Alışın. 8. Elektronik malzeme, korsan CD falan arıyorsanız KIZILAY’da vakit kaybetmeyin, Teknosa arayıp kazık yemeyin, MALTEPE PAZARI’nı öğrenin. Ben öğrenciyim ağabey sözünü motto bilin, her alışverişte işe yarar. 9. Öğrenciyseniz, kendi evinizde kalacaksanız, bir şekilde İTFAİYE MEYDANI’na gidin, dibine kadar araştırın, az parayla süper ev nasıl döşenir görün. Ya da beni çağırın göstereyim. 10. ATAKULE’de bir halt yok, boşuna meraklanmayın, ÇANKAYA’ya sırf ATAKULE için tırmanmayın. Ha eğer ben illa bozkır manzarası göreceğim filan deyip de gidecekseniz, hemen aşağıdaki BOTANİK PARKI’na da uğrayın. 11. ANITTEPE’ye gidin; Reyhan Tesisleri ve yüzme havuzuna girmeden önce bu semti şahaneleştiren Türkiye’nin merkezi haline getiren ANITKABİR’i ziyaret edin. Ama ANITTEPE’ye gitmek için lütfen 265 ETLİK-ANITTEPE otobüsünü kullanmayın. Zira şoförlerin ısrarla 15 dakikada bir kalktığını söyledikleri bu otobüs yarım saatte bir kalkar. ANITTEPE asker semti olduğundan herkesin arabası vardır ve durakta bir tek siz olursanız şaşırmayın. Zaten genellikle durağa otobüs kalktıktan 1 dakika sonra gidildiği için yeni otobüs yarım saat kadar beklenmek zorunda kalır. 12. ANKARA’da deniz yoktur. Deniz aramayın. 13. Metro ya girin, kaybolun, ama alışveriş yapmayın. 14. ODTÜ, BİLKENT, HACETTEPE yahut BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ öğrencisi iseniz, araba almayın, otobüs ve servisi tercih edin. ESKİŞEHİR YOLU’nun her sabah yaşadığı tıkanıkta tuzunuz bulunmasın. Sizin yüzünüzden sınava geç kalmayayım. Lütfen. 15. Banliyö trenleri güvenlidir, çekinmeyin kullanın. SİNCANlı ezik büzük gençlerle muhatap olmayın. 16. Kaybolursanız kimseye asla ve kata yol sormayın. Sorduğunuz her yüz kişiden kırkı gitmemeniz gereken yönü, otuzu bambaşka bir tarafı gösterir, kalan otuz da bilmiyorum ağabey ben buraların yabancısıyım der. KARANFİL SOKAK‘ta SAĞLIK BAKANLIĞI nerede diye sorarsınız, adamı KOCATEPE CAMİİ’ne çıkarırlar, yapmadıkları şey değildir. Harita edinin. 17. ODTÜlü değilseniz, ODTÜ kampüsüne girmeniz, Alcatraz’dan kaçmanız kadar meşakkatli bir meseledir, bunu bilin. Israrcı iseniz, risk alın ve GÜVENPARK’tan kalkan ODTÜ minibüslerinden birine binin, kampüse girişte kimlik soran görevli minibüse girdiğinde, kendinizden emin bir şekilde adamın gözlerine sen benim kim olduğumu biliyor musun bakışı atın. İşe yarayabilir. (sonrası gelen düzenleme: ne yaparsanız yapın, gerekirse ormana dalın girin ama kimlik diye topkek ambalajı, kupa sekizlisi göstermeyin) 18. ANKARA’da deniz yok. Yok, ulan işte, yok! 19. ULUS pek sevilen bir yer değildir. ESKİ MECLİS BİNASInın burada bulunması ULUS’u güzel kılmaz. Zamanla göreceksiniz ki, ULUS’u hiçbir şey güzel kılmaz, kılamaz; olamaz. ULUS’tan ve arka sokaklarından uzak durun. 20. En popüler buluşma mekânları olan KIZILAY GİMA’yı ve DOST KİTABEVİ’ni öğrenin. 21. TUNALI HİLMİ CADDESİ demeyin. ANKARAlılar -muhtemelen Hilmi’nin güzel bir isim olmadığını düşünüyor olduklarından yalnızca TUNALI derler. Siz de TUNALI deyin. 22. ANKARAGÜCÜ taraftarı çirkef ve kalabalık, GENÇLERBİRLİĞİ taraftarı az sayıda ve enteldir. Kalabalık bir ANKARAGÜCÜ taraftar grubu görürseniz sakının. Laf atarlarsa karşılık vermeyin. Tek kişi bile olsa, iki dakika içersinde sürüyle adam toplayıp peşinizden koşturabilir. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE SPOR’un taraftarı yoktur, olduğunu iddia eden olursa gülün geçin. Nanik yapın. 23. "Boş yere ağlama, kalbini bağlama, ANKARA kızlarına" şarkısını öğrenin, sık sık söyleyin. 24. ANKARA’da en güzel mevsim sonbahardır. Tadını çıkarın. 25. Trafikte taş düşemez ama milletvekili çıkabilir. Kırmızı ışıkta sizi bekletebilir. Hazırlıklı olun. 26. GAZİ ÜNİVESİTESİ’nin İİBF dışındaki bir fakültesine gidecekseniz temkinli olun, eli tespihli takım elbiseli tiplerle saçınız, sakalınız, küpeniz üzerine bir konuşma yapmaya hazır olun. Adamlarla papaz olmayın. 27. Gece ondan on birden sonra sokaklarda kimseciklerin kalmaması normaldir, kimyasal bomba neyin atılmamış, insanlar sığınağa kaçarcasına bir anda ortalıktan kaybolmamışlardır, olağan bir durumdur bu. Sakin olun, panik yapmayın. 28. Cadde ortasında düğün dernek görürsen şaşırma, bilmediğin ANKARA havalarında da oynama. (bkz: düz oyun) (bkz: kaşıklı oyun) (bkz: okuntu) 29. Nerde olursanız olun aşağıya doğru indiğinizde KIZILAY’a çıkarsınız. Pek çok yere yürüyerek gidebilirsiniz, kaybolmak gibi bir şansınız yoktur, bunu unutmayın. "aha nerdeyim lan ben?" dediğinizde ULUS’tasınızdır, panik yapmaya gerek yok, BENTDERESİ’ne doğru gitmediğinizden emin olduktan sonra, hızla metroya ulaşabilirsiniz, müzelerin biraz aşağısındadır. BÜYÜK TİYATRO’yu sorup, entel görünümüne girmeyin, İTFAİYECİLER ÇARŞISI’nı sorun, kimse sizi kandırmasın. SAMANPAZARI da olabilir. ULUS dışında ANKARA’da hiçbir yerde absürt bir durumla karşılaşmazsınız. Etrafınızda, gözünüzü nereye çevirdiyseniz bir “robocop”a çarptıysa KIZILAY’dasınız demektir. Eylem yapılacak anlamındadır bu. Korkmayın. Yine, bir avuç eylemci için 4 otobüs robocop, çevik kuvvet inmiştir. “Bu kadar polisi nereye göndersin kardeşim bu devlet?” mantığıyla öyle bakınır dururlar o polisler. 30. Sonra SSK İŞHANI ve SAKARYA CADDESİ alkol mekânlarıdır. En berbat birahanelerden tutun meyhane ve club ortamlarının hepsi vardır oralarda. 31. ANKARA’da güz bambaşkadır. Özellikle, kalabalığı seviyorsanız, YÜKSEL CADDESİ’nde, tenhalığı seviyorsanız, BAHÇELİEVLER 7. CADDE hariç her caddesinde ve TANDOĞAN’ın ara sokaklarında turlarsanız, bir aylığına bu şehri sevebilirsiniz belki. Onun dışında bürokrasi hemen her zaman kendisini hissettirir de bir tek SAKARYA CADDESİ’ne uğramaz gibi gelir bana. 32. ANKARA melankoliktir, ekim güzeldir. (bkz: 22 yıldır bu şehri yaşayanlar için ANKARA) 33. ANKARA’ya geldik Laila’ya gidelim diye gazlara geldiyseniz 1 şişe viski için 300 milyon, bir bira için 20 milyon gibi fiyatlara hazırlıklı olun. 34. ARMADA ile ANKAMALL alışveriş merkezi eşittir ama ANKAMALL alışveriş merkezi biraz daha eşittir. (bkz: mudo) BİLKENT’e yolunuz düşerse Marakesh’e uğrayın. 35. Metroya binerken her zaman ve her zaman, mutlaka inenlere yol verin. İnen ve binenlerin toplu çemkirmelerine maruz kalmayın. Metro ve ANKARAY’ı karıştırmayın. İkisi de KIZILAY’da kesişir; ANKARAY, AŞTİ’ye gider, metro ise AKKÖPRÜ ve BATIKENT tarafına. 36. Kar-buz çok olur lütfen dikkatli adımlarla yürüyün. 37. ANKARA’daki yürüyen merdiven adabında acelesi olmayan vatandaş sağda dursun diye bir kural yoktur. Yürüyen merdivene binecekseniz yürümeyin, durun zira merdiven zaten sizin için yürümektedir. 38. KAVAKLIDERE, AYRANCI mevkilerine belediye otobüslerine bindiğinizde fark edeceksiniz ki otobüsün yaş ortalaması 65–70 civarlarındadır. Korkmayın takım elbiselerle otobüse binmenize gerek yok herkes öyle biniyor diye. 39. GENELKURMAY önünde ayakkabınızı bağlamak üzere durmayın. Makineli tüfek doğrultuyorlar. (bkz: biz burada yabancıları sevmeyiz) 40. "Hocam"a alışın, bu lafı duyunca kendinizi hoca gibi hissetmeyin. Bir ANKARA klasiğidir, özellikle üniversite kampüslerinde güvenlik görevlileri öğrencilere, taksi şoförleri güvenliğe, büfeciler büfecilere, kısaca herkes herkese hocam der. Ayrıca taksi şoförü üniversiteli olduğunuzu anladığı anda hocam diye hitap eder size. Hoca değilsiniz, ANKARAlısınız. 41. Eğer yere tükürür veya otobüste yellenirseniz kimse bir şey demez, ama ters yöne girerseniz ya da yanlışlıkla metronun inme platformundan binerseniz (ki ANKARAY’dan metro ya geçecekseniz tüm oklar inme platformunu gösteriyor) küfür yersiniz. Garip prensipleri olan bir şehirdir. 42. DOST deyince KONUR SOKAK’taki DOST KİTABEVİ değil, KARANFİL’deki anlaşılmalı. Aman ha, arkadaşınızı fıtık edersiniz sonra yanlış yerde bekleyip. 43. AOÇ (Atatürk Orman Çiftliği) belediye başkanının insafına bırakıldı..
ankara'yı sevenlere gelsin.....
|
| |
| December 26
gizeme ithafen!!!
aynı gece bi rüya da bu kız görür..
denizdeymişiz..ama pardon okyanustaymışız..dev dalgalı bi deniz gününde yüzmeye çalışan avanak ben ve kim olduğunu bilmediğim(daha tanışmadığım) bi arkadaşım cebelleşip duruyoruz.. koyu mavi, mürekkep mavisi denizde... boğulmaktan ziyade, taş iskeleye veya kıyıdaki dalgakıranlara savrulma ihtimali korkutuyor.. tanımadığım şahıs kıyıdan uzaklaşıyor..kurtarmak istiyorum ama beni kim kurtarcak die içimdeki sorulardan dolayı vazgeçiyorum süpergirl olmaktan...
sıkıntılı bi şekilde geri dönüyorum sahile..
annem uyandırıyor o sırada, okula geç kalacaksın die..okula gitmeyecem bugün die cevap veriyorm, fakat artık uyumanın bi anlamı olmadığına kanat getirip kalkıyorum..sonraları düşünüyorm bu garip rüyayı.. nie deniz diil, okyanus die?
cevap geliyor hemen:
-work & travel planları yaparken arkadaşımla, haftasonları denize gidip yüzeriz demiştim..o da artık deniz diil, okyanus demişti..ee amerika hayallerim...
sonuç olarak tek anlayamadığım şey, kimdi o?
kurtarmak isteyip de kurtaramadığım,
tanımadığım,
gitmesine izin verdiğim, dalgalara teslim ettiğim,
bi candan vazgeçebildiğim!!!
geçtiğim can o muydu, kendi ruhum muydu?
benliğimi suya gömdüm de haberim mi yok..
neden bu hissiyatsızlık..
boş sakinlik
gereksiz savrulmuşluk
boş bakışlar
renklerin üzerine binen, tüm dünyayı örten kül rengi
gözlerimin ferinin sönmesi, ışığının voltajının düşmesi
düşmesi içimdeki umutların yere
serzenişlerimin bitmesi
engin ufuktaki kabulleniş
finish
26 Aralık 13.38 December 25 seni seviyorum...
bu acı bana bikaç beden büyük geldi..
geceler ağlayarak geçiyor..
karanlık beni huzurlu uykuların ortasına bırakmaktansa ya karabasanlara itiyor yada şiş gözlerle yıldızlarda aratıyor seni
kimse üzmemişti beni bu kadar
kimse ağlatmamıştı
yalvartmamıştı tanrıya
habersiz bırakmamıştı
nedensiz firarlara başvurmamıştı
benliğimi savurmamıştı kenara
susarak
kaçarak
anlamadan
anlatmadan
kör
sağır
....
yarına inancım yok... December 21
|
|
..HOŞÇAKAL..
Seni ararken kendimi kaybetmekten yoruldum, Bulduğumu zannettiğimde kendimden ayrı düştüm Bu garip bir veda olacak Çünkü aslında hep içimdesin Ne kadar uzağa gitsem de Gittiğim her yerde benimlesin Söylenecek söz yok, Gidiyorum ben. . . Hoşçakal,hoşçakal,hoşçakal,hoşçakal Ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya, Şahlanıp gitmek içimde var Hoşçakal. . . Biraz su biraz yeşillik her yer benim evimdir Taşırım dünyayı sırtımda Her dil benim dilimdir Ama söylenecek söz yok gidiyorum ben. . . Hoşçakal,hoşçakal,hoşçakal,hoşçakal Ben bir kısrak gibi gelmişim dünyaya Şahlanıp gitmek içimde var Hoşçakal. . . .
Şeboo
ümitsizliğimi satır aralarına gizliyorum...
şarkıyı indirmek için tıklayınız..
|
| |
| December 20
|
|
ACABA
uzandığımda acaba tutabilir miyim ellerimden kayıp gidenleri anlarımı, sevinçlerimi, hayallerimi uzanıp tutabilirmiyim kuşları kanatlarından yıldızları ışıklarından güneşi sıcağından dağları karlarından uzansam dokunabilirmiyim yüreğimden geçenlere durdurak bilmeyen zamana çocukların gözlerindeki hayal kırıklığına dokunsam anlayabilirmiyim kaybedenlerin acısını acının dayanılmazlığını ve yaşamın umursamazlığını..........
BİRCAN ÇALIŞKAN
terkedene gelsin.....
|
| |
| November 24
|
|
HADİ S.KTİR
gözünü kırpma vur sana da yapsa kur. attırsa da tur,dur diyene kadar vur. savrulan her kan damlası havada kurur yolunu bulur. dumur olansa sen, vuransa ben, donarsa ellerim tetikte hevesler. keselerin ağzında düğümlenir nefesler hangi sesler annelerin ninnisi kadar güzel gelebilir. gözbebekleri sel olur gözyaşları gelir işte o anda hedefindeki bedenler delinir bedeli ağırdır ama kolay ödenir bunca zaman kimin yaşama hevesi körelir ta ki tüm ölü bedenler dirilir senin burdan bana aşık olmadan s.ktir olup gitmen gerekir. hadi s.ktirrr
en büyük sevda sözü s.ktiri çekmektir ne zaman denk gelir şans,kaç seansla ekselans olunur? hangi tarzsa adam olunur? her kafa buna yorulur. sorulan soruları bilemezsin. sokakta gördüğümü göremezsin rüyanda çözemessin içine düştüğün kördüğümü ağlarla örüleni geçemezsin seçemezsin uzaktan bu sıfatı atılan her zarfı açtın okudun kartın arkasında saklı kaltağın adresi şu anda bu meyvelerin değil mevsimi nefsini tutamazsan görürsün dünyanın tersini duyduğun serseri serbest stili hadi s.ktir..
mode xl mc evren & yasin
indirmek için tıklayınız...
çok sevdiğim bi dostuma gelsin.....
|
| |
| September 25 AGLOCO nedir ?...nasıl para kazandırır ? ...

AGLOCO tamamen üyelerinin sahip olduğu bir internet ekonomi ağıdır. Kurucu firma gelirlerinin sadece yüzde onunu alır ve üyelerinin sahip olduğu tek ve ilk firmadır. AGLOCO 'ya ortak olmak için üye olmanız yeterli ( hiçbir aşamada ücret talep edilmiyor ) . Daha sonra firmadaki hissenizi dolayısıyla kazancınızı arttırmak için arkadaşlarınızı üye yapabilirsiniz. Sadece 5 arkadaşınızı üye yaparak aylık 4000 $ ( Bu miktar sizin yaptığınız üyelerin performansına ve sizin performansınıza bağlı olarak artabilir veya azalabilir. ) kazanabilirsiniz.
AGLOCO şimdiden google dahil olmak üzere tam 17 reklam network u ve 7 arama motoru ile anlaşma imzalamış durumda.İnternet dünyasında yaptığımız her şeyin birilerine para kazandırdığını biliyoruz. AGLOCO bunu değiştirmeyi ve kazanılan paradan kullanıcıların da faydalanmasını sağlamak amacıyla kuruldu.
AGLOCO, Ray Everett Church ve Akshay Mavani tarafından own the internet sloganıyla kurulmuş bir internet reklam ve son birkaç ayda internet dünyasında özellikle yurtdışında hızla yayılan ve en son 700 000 (Mayıs 2007 itibarıyla) üye sayısına ulaşmış bir ekonomik network sistemidir. AGLOCO yetkilileri Aralık 2007 itibari ile hedeflerinin 10 000 000 üye olduğunu söylüyorlar.
Google 'i artık herkes biliyor. Tüm aramalarimizi orada yapıyoruz. Peki ne kadar kazandıklarını biliyor musunuz? 2006 da 10,6 milyar dolar ciro yaptılar. Peki Google 'i dünya devi yapan bizlere bu paradan birşey veriyorlar mi?
AGLOCO internetteki bu reklam pastasından önemli bir pay almak üzere kurulan akıllıca bir program. Sadece reklamdan değil, internetten yapılan satışlardan da komisyon kazanacak. Elde edeceği gelirlerin de % 90 'ını AGLOCO üyeleriyle paylaşacak. Üye sayısı çoğaldıkça gelirleri artacak, gelirleri arttıkça üyelerine daha çok kazandıracak.
AGLOCO önümüzdeki 1-2 yılda internetin en büyük şirketlerinden biri olmaya aday.
AGLOCO 'ya üye olup, Viewbar 'ı kurdunuz. Internette de ayda en az 5 saat vakit harcıyorsunuz. Bu sayede adamların kasasına ayda yaklaşık 12,5 dolar para girecek. Bunun 5 dolarını size verecekler. 6,25 dolarını da sizi öneren üyelere dağıtacaklar. Kendilerine de 1,25 dolar kalacak. Burada sizin için para kazanmanin en önemli noktası yeni üyeler önermek. 5. kademeye kadar altınızdakı üyelerden de para kazanacaksınız.
Örneklendirirsek: Siz AGLOCO 'ya 10 arkadaşınızı üye yaptınız. Arkadaşlarınız sizin kadar çabalamadılar ve herbiri ortalama 3 kişiyi üye yaptı. Ve onlar da 3 'er kişi diyelim. 5. kademeye kadar bu alt üyelerden siz de gelir elde edeceğiniz için aylık geliriniz 1.517.5 USA$ olur. Kaç kişiyi üye yaparsanız ne kadar kazanacağınızı, AGLOCO 'nun web sayfasında, Member Calculator bölümünde hesaplayabilirsiniz.
Üyelik tamamen ücretsiz. Burada internetteki reklam pastasından AGLOCO ile siz payınızı alacaksınız. Erken üye olanların kazancı daha fazla olacak.
Tek yapmaniz gereken yukarıdaki yazıyı tıklayarak üye olmak Viewbar i indirerek ayda en az 5 saat bu programı çalıstırmak ve arkadaşlarınızı üye yaparak daha çok kazanmak..
Nasıl Üye olunur?
SİSTEM NASIL ÇALIŞIYOR?
Önce üye oluyorsunuz ( ücretsizdir ) üye olmanızla birlikte ortaklığınız başlıyor. Daha sonra size verilen referral link ile yeni üyeler yapıyorsunuz. Sizin üyelerinizin çokluğu oranında geliriniz artıyor. AGLOCO sadece sizin üyeliğiniz için size aylık 11.25 $ ödeme yapıyor ve yaptığınız üyeler ve onların yaptığı üyeler için ( 5. sıraya kadar ) komisyon veriyor. Diyelim ki siz 5 üye yaptınız ve sizin üyeler de 5 er üye yaptı.
1.level 5
2.level 25
3.level 125
4.level 625
5.level 3125
Tümünü topladığımızda 3905 üye oluyor. AGLOCO bu üyelerin viewbar 'ı indirip ayda beş saat online olmaları karşılığında size üye başına aylık 1.25 $ veriyor. Topladığımızda 4.886.25 $ yapıyor. ( üye olduktan sonra member calculator bölümünden siz de aynı hesabı yapabilirsiniz ).
Şu anda AGLOCO yeni olduğu için 5 üyeyi bulmak çok rahat ama agloco nun üye sayısının artma hızına bakınca 3-4 ay sonra agloco üyesi olmayan kişi bulmak bu kadar kolay olmayacağından bir an önce üye olup networkunuzu genişletmeyi tavsiye ediyorum. Sadece arkadaşlarınızı üye yaparak binlerce üyeye ulaşmanız işten bile değil.
AGLOCO yetkilisi Brian Greenwald' ın yaptığı açıklamaya göre bir bilgisayarda bir çok üye aynı viewbar ile farklı zamanlarda online olabilir. Yani siz beş saat aylık sürenizi doldurduktan sonra aynı bilgisayarda farklı bir üye viewbar a kendi üyelik ID si ile giriş yapıp o da kazanabilir. Bu durumda bir üye eğer evinde veya işyerinde günlük ortalama yedi saat online oluyorsa bu da aylık 210 saat yapar ki bu 42 üye ye denk gelir. Bu durumda bu üye bütün tanıdık ve arkadaşlarını üye yapıp hem kendisinin hem de üye yapmış olduğu kişilerin kazanmasını sağlamış olur.
Not : Burada söz edilen edilen rakamlar tahmini rakamlardır. AGLOCO tamamen üyelerine ait olduğu için bu rakamlar AGLOCO nun elde ettiği kazanca göre artabilir veya azalabilir.
AGLOCO ' ya katılmak için davet linkim aşağıdaki " AGLOCO ya KATIL " yazısının altındadır.
AGLOCO ya KATIL
Sn. Ali AYVAZ 'a ve Nesil Sanlav'a teşekkürler ederim..
her türlü sorunuza yardım verilecektir..
September 24 sonbahar dayandı gönlümün kapılarına... yapraklar bir bir sarardı sert rüzgarlar doldu bahçeme ümit kalmadı kara bulutlar yanaştı, demir aldı gözyaşlarım dünyayı ıslattı
istedim ki sadece gel sualler olmadan yaşayalım, ne bir açıklama yapalım, ne bir cevap arıyalım istedim ki başımı göğsüne yaslayıp derinime saklayıp tüm acılarımı sevildiğimi bilmek, sonsuz sevmek
istedimki bir liman olma korkusuzca yaşayım seni anlaşılmamaktan çekinmeden aklıma geleni söylerek hissederek..güvenerek gün gelince geçmişe dair ne varsa gülümseyerek hatırlayabilmek.. September 11
|
|
İMKANSIZ AŞK
Falcı kadın yalan söylüyor yalan Bizi birbirimiz için yaratmış Tanrımız Nasıl mümkün değilse Yıldızları toplamak gökyüzünden Öylesine imkansız bir şey aşkımız
Kurudu gölgesinde oturduğumuz ağaçlar Bahçelerde sevdiğin çiçekler kalmadı Sadece hatıralarda ebedi olan Vazgeçemediğimiz, unutamadığımız Onlar bile bize yar olmadı
Unut benden kalan ne varsa Unutmak tesellidir yalnızlığın Güneşi bir kadeh şarap gibi içip Delicesine sarhoş olmak En güzel tarafı imkansızlığın
Ümitlerimiz fırtınalı denizler ortasında Bir hurda teknedir şimdi Dalgalar dünden daha zalim Rüzgar daha hoyrat Ne bulut var ufuklarda ne gemi
Mevsimler toz pembe değil Gündüzler gecedir, geceler zindan Güneşin doğmasını beklemek boşuna Boşuna artık medet ummak Taş kalpli zamandan
İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi Paramparça, kırık dökük aşkımız Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü Büyük aşkımız
Ümit Yaşar OĞUZCAN
|
|
| | | September 05 artık kelimelerle uğraşma sevgilim..yorma kendini..sessizliğin o koyu gürültüsünde sadece sar beni huzur veren sevginle, gözlerinden aksın duyguların yüreğime..anlatsın herşeyi gözlerinin derinlikleri..söz verelim fütursuzca birbirimize, korkmadan seninim diyelim..seni seviyorum bebeğim..
August 26
SOĞUK KÜVET
kolera aksiliğim üstümde sende kelimeler hep farazi, gördüğün kadar arazi, kimse mükemmel değil ki, ne umdun ki benden kadı kızı bile veremli, benim kusrum anca naz, seninkisi mesavi içimi tuzağın yordu, anahtarsan nerde kilidin oluğu?nahoş hallerinde et ilan kahpe oluşunu, ahmak kişilik sensin,cevizi dişiyle kıran feyksin, her dişi geyikle muhabbette yanar-dönersin. ben rüzgarın aruz vezni, sen kükürdü ancak sus karıncalandı kalp,söyle paşa nedir amaç? bence ringe havlu at,kolera kırar kol bacak, masalın kötü şirinesi, mr. gadget uzun bacak. esti geçti hayatından bir esen ve bin zafer, kazı-kazan kazandığın bir adam ve bin keder. kaderdaşlar sıralı,kader sıvadı kolları, bedava ekmek kalabalığı,örmüş saçını kaderin ağları. kalbin yalın hali bulutsuz,ah şu mevsim değişmekte, bir nursun kusursuz,ruhum sensiz huzursuz, tattım elmayı ve içime düştü şimdi kurtları, yavaş yürüyen bir tazıyım acizliğimse azılı. sen anlatma bekle dur,o bilir anca gaybı üzüleceksin yavru tanrı sıkıntısında kapalı kaldı. itiver açılır kapısı,açılır için açılır hale, vurdu aynası ve sen yansiması..yansıması...
kolera nakarat sevenin var senin suçüstü şehzadem nesin sen cevap ver? mahrem.. ücra yerlere düştü kayıp merhem bendim en asil tek kişilik harem düş ve melodi en güzel düet suretin silindi kaldı silüet uykum yok yatağım soğuk küvet!
bora skip to my bop the wack rhymes my raps are influential i got a girl she hates rap, eyyo she's my angel 78 sunshines hit my achin bones past the age of 20 but still no-one knows i took many blows to the heart with all the pain and anger i caught the cholera faked my notebooks for the checks, erased gone its past dawn and im drunk on my lawn scared like a spider in the barn saw the doc without a shower, charisma down the drain so out of shape i get tired in the rain scared to talk to ya, haunting you in your dreams forever leave me in the state of nature, who knows i might just take your picture hit me up with the flashlight, the odds say that ill catch ya im in the rye with holden holdin' all the fodlers in the mold n' and its getting colder eyyo mic hit the bass, the temperature is risin'
kolera nakarat sevenin var senin suçüstü şehzadem nesin sen cevap ver? mahrem.. ücra yerlere düştü kayıp merhem bendim en asil tek kişilik harem düş ve melodi en güzel düet suretin silindi kaldı silüet uykum yok yatağım soğuk küvet!
sagopa kajmer zulüm taşıyla kanatı verdi başımı felek kahpesi düşüncemden senide çaldı elimde hırsız kellesi gık çıkarmaz dilden aciz sessiz sagopa dilsizi vaktim gelir şimşek çakar kırılır dilimin kemiği güçlü rüzgar nefesi, selvi dağ tepesini viran etti, kalp hayat endişesiyle akan zamanı tavaf etti. gözler sözlerin sertliğiyle yaşa bulanıp ah çekti sensiz geçen günlerin kazası yok be sevgili saadet yanımdan ayrılmasın kasvet ağacımı taşladım, ham meyveler topladım, sessizlik beni dilsiz yaptı kalem düşman ellerinde temiz kalbi karaladı bu hasret beni yaraladı sagopa takvime çentik attı! gönlüm aydın, ruhum yüzüme yuva kuran bir kuş kalbim çıkık tıpkı tablocasına duvardan düşük ve tuş gözlerim alçak seyirde yüksekler desteksiz uçuş ellerim dilimi büker, sago zor da olsa konuş..
kolera nakarat sevenin var senin suçüstü şehzadem nesin sen cevap ver? mahrem.. ücra yerlere düştü kayıp merhem bendim en asil tek kişilik harem düş ve melodi en güzel düet suretin silindi kaldı silüet uykum yok yatağım soğuk küvet!!!
indirmek için tıklayınız...
| |
| mettalica'nın sevdiğim şarkılarından one için kelebek kızlardan oluşan bi klip yaptım.. indirmek isteyenler için link:
July 13 canlarım, dostlarım, arkadaşlarım... hepinizi öyle çok özledimki..nasıl anlatılabilir bu özlem bilemiyorum... cafe cafe gezmeyi, oturup parklarda laflamayı, ykm önünde sizleri beklemeyi, buluşup alışveriş yapmayı, birlikte sinemaya gitmeyi, pc'm başında geçirdiğim vakti, kitaplarımı, okulumu, yatağımı, annemi, memleketimi-ankarayı, ankaranın o kuru havasını, geçtiğim her kaldırım taşındaki derin hatıralarımı, geçmiş aşklarımı..... :)
yalnızlıkla bol bol vakit geçiriyoruz... yanıma yoldaş oldu bodrum gecelerinde... saolsun yalnızlık yalnız bırakmadı beni yalnızlığımla başbaşa... haa, arada bir yalnızlık mızıkçılık yapıp yoruyor beni, üzüyor, hırpalıyor... ama burda başka kimsem yok, mecbur affedip sarılyorum yalnızlığın o soğuk, bi o kadar soluk, florasan kollarına...
neyse gel gelelim burdaki hayatıma... bodrum güzel, ama benim için oldukça küçük bi yer :D biraz yorucu geçiyor. yorgun değilsem her boş vaktimi denizde geçiriyorum.. sonra havuz ve aqua park geliyo... tv izleyemediğim için günde 2 - 3 gazete okumayı alışkanlık haline getirdim...sonra sürekli müzik dinliyorum..geceleri geziyoruz!!!
gümbet güzel, gece alemi bi harika... gümüşlük el değmemişliği ile beni mest etti. özellikle tavşan adasına yürüyerek gidilmesi. sanki musa denizi ikiye ayırmışçasına...diz boyu derinlik yok, karşında duran adaya yürü gel.. :) turgutreis hoş.. zaten orda kalıyoruz...bodrum muhteşem, dememe gerek yok sanırsam..halikarnas, bodrum kalesi-müzesi, yat gezileri, ...
22 temmuzda ankaraya gelcem..görüşmek üzere..gurbet zor şey vesselam...arayın arasıra..kib... June 15
BU YAZI BENİ TANIYAN HERKESE GELSİN..
Yarın akşam çoğunuzdan ayrılmış olacağım. Arkadaşlarımdan, dostlarımdan, sevdiğim şeylerden ve şehrimden... Ama en önemlisi annemden... Bu bizim ilk uzun ayrılığımız olcak. Ne zor şeymiş meğersem bilinmeyen bir şehire gidip, anneden ayrı kalmak. Şehirdışında okuyan arkadaşlarımı, gelinleri, askere gidenleri, gurbettekileri şimdi anlamaya başladım. Daha gitmeden özlem sardı yüreğimi.
Nereye gidiyorum derseniz, Bodrum'da staj yapacağım. 3 ay yokum. Herhangi bir durum olduğunda bilenler tel açsın, bilmeyenler konuk defterine iki satır karalasın.
Beni ii tanıyanlar bilirler, bilgisayar elim kolum gibidir. Günümün hatrı sayılır bir kısmını pc başında geçiririm. Ve sizlerden ayrılcağıma üzülüyorum. 3 ay sonra görüşmek üzere. Arada sırada Bodrum'dan resimler atarım. Döndüğümde de bol bol hasret gideririz sizinle. Gezeriz, tozarız, yazışırız ;) Ama şimdilik kendinize ii bakın, hoşçakalın.
Madame Butterfly
| |
| June 13
|
şimdi gelelim movie maker nasıl kullanılır.. açmak için Başlat__Programlar__Movie Maker. size ayrıntılı bir şekilde kullanımını anlatmaya çalışacağım.programın genel görünümü şöyle..

KLİPLERİ DÜZENLEME
| |
|
internette gezinirken bulduğum bi siteyi sizinle paylaşmak istiyorum..

Bu siteye fotoğraflarınızı görderiyorsunuz, kısa bir sürede size tekrar dönüyorlar ve karikatürünüzü veriyorlar.. fotolarınızı yollarken istediğiniz bi hikaye uydurup yazabilirsiniz.. en azından bi mesajı oluyor karikatürün..hatta direkt sizin sözlerinizle anlatıyorlar.. tavsiye ;)
ulaşmak için; tıklayınız
| | June 11
Bağlantılar
<a>....</a>
Geldik HTML'de en önemli unsurlardan birisi olan bağlantılara. Bağlantılar sayesinde hazırladığımız birçok sayfayı birbirleriyle ilişkili hale getirebiliriz. Bir tıklama bizi istediğimiz yere götürecektir. HTML'de metinlere ve resimlere bağlantı kazandırmak mümkündür. Örnek için bu sayfayı incelemeniz yeterli. Sol tarafta konuları veren bir menü bölümü var. Siz bu bağlantılardan birisini tıkladığınızda ilgili konu açılıyor, sayfa sonlarındaki ileri-geri düğmeleriyle de bağlantılar oluşturulmuş, bunlar da tıklandığında ilgili sayfa açılıyor. Bu yolla başka neler yapılabilir? Ses, grafik dosyaları, sıkıştırılmış dosyalar, internet adresleri,.. bunların hepsine bağlantı kazandırmak mümkün. Hatta yapacağımız bağlantı sayfa içinde, yani dahili bir bağlantı da olabilir.
Şimdi yapmak istediğimiz bağlantıya göre kullanacağımız komutları inceleyim:
Şimdi yapmak istediğimiz bağlantıya göre kullanacağımız komutları inceleyim:
<a href="...">...</a>
Bu komutla oluşturduğumuz bağlantı ile yeni bir sayfa açabilir, kullanıcıyı farklı bir internet adresine yönlendirebilir, kullanıcının kendisine sunduğunuz bir dosyaya ulaşmasını sağlayabilirsiniz. Yani bu tanıma göre bildiğimiz bağlantıları oluşturmak mümkün. |
|
|
FONT:
Font tag'ı yazımızı biçimlendirme görevini üstlenir.<font>...</font> şeklinde kullanılır. Ve parametreleri şunlardır:
FACE: Yazı tipini değiştirmemizi sağlar. Bilgisayarımızda bulunan yazı tiplerini kullanabileceğimiz gibi aşağıda vereceğim sitelerden de istediğiniz yazı tiplerini indirebilirsiniz.Windows / Fonts Klasörüne yapıştırmanız gerekmektedir.
yazı tipi için; fontface.com cooltext.com
SİZE= Yazılarımızın boyutlarını değiştirmemizi sağlar. <font face="arial" size="5">...</font>
COLOR= Bu parametre yazdıklarımızın rengini değiştirir.<font color="pink">...</font> Sanırım burada renk kodlarına biraz değinmek ii olcak!
RENK KODLARI= İstediğimiz rengin ingilizcesini yazabileceğimiz gibi, hazır renk kodlarından yararlanarak da kullanabiliriz. Öncelikle renklerin ingilizcelerini vereyim:
Geniş kod tablolarıyla istediğiniz rengi tutturmanız daha kolaylaşmıştır. Kodlara ulaşmak için Tıklayınız
|
|
RESİMLER: Renkleri de öğrendikten sonra geldik en heyecanlı konuların bir diğerine, evet bu konuda sayfamıza ve artalana nasıl resim ekleyebileceğimizi öğreneceğiz.
ARKA PLAN RENGİNİ DEĞİŞTİRMEK: Renklerle yalnızca yazdıklarımızı değil, sayfamızın artalanını da renklendirebiliriz.Bunun için kodumuzu <body> tag ının içine yerleştireceğiz. Kullanacağımız parametri ise; <bgcolor> . Daha doğrusu sayfamızın göcdesini belirtmek için kullandığımız body etiketini, <body bgcolor=#xxxxxx> şeklinde değiştiriyoruz.
NOT: Renk kodlarını yazarken kodun başına mutlaka # işaretini koymayı unutmayınız.
| KOD GÖRÜNÜMÜ
<html> <head> <title>Adınız</title> </head> <body bgcolor="#ffcc00"> <font type="verdana" size="4" color="#ffffff"> <ol><h2><u>Günler</u></h2> <font color="#0000ff"> <li>Pazartesi <li>Salı <li>Çarşamba <li>Perşembe <li>Cuma </font> <font color="ff0000"> <li>Cumartesi <li>Pazar </font> </ol></font> </body> </html>
| GÖRÜNÜMÜ ŞÖYLE OLCAK
 |
ARKA PLAN'A RESİM EKLEMEK: Sayfamıza ve artalana nasıl resim ekleyebileceğimizi öğreneceğiz. Bu konu aslında tablolar ve bağlantılarla da alakalı, bu yüzden burada genel olarak işleyeceğiz. Resim seçiminde, seçtiğimiz resmin gif yada jpg formatında olması zorunluluğu dışında herhangi bir kısıtlama yok. (telif hakları kanunu dışında tabi)
Resim ekleme işi gayet kolay. Yapmamız gereken browser'a sayfaya koyacağı resmin nerede olduğunu göstermekten ibaret. Her ne kadar şart olmasa da resmin pixel cinsinden en ve boy uzunluğunu belirtmeniz sizin hayrınıza olacaktır. Kullanacağımız etiket şu şekilde olacak; <img src="resmin bulunduğu yer ve adı" width="x" height="y"> Burada x resmin enini y ise boyunu belirtiyor. Bu bilgileri, resmi herhangi bir grafik editörüyle açarak öğrenebilirsiniz.
Arka plana resim eklerken gene body etiketini kullancağız. <body background="src img="http://i138.photobucket.com/albums/q264/mcanafor/butterfly68.jpg>...</body>

Şimdi de aşağıdaki bulut resmini arka plan olarak, dünya resimni de sayfamıza ortalanacak şekilde resim olarak ekleyelim.
 KOD GÖRÜNÜMÜ <html> <head> <title>Adınız</title> </head> <body background="bulut.jpg"> <div align="center"> <img src="dünya.jpg"> </div> </body> </html>
|
| June 10
|
LİSTELER
HTML bize üç tip liste hazırlama imkanı veriyor. Bunlar;
- Sıralı Listeler (ordered list)
- Sırasız Listeler (unordered list)
- Tanımlama Listeleri (definition list)
|
|
Sıralı listeler rakam veya harf yada her ikisini içiçe kullanarak liste oluşturmamızı, sırasız listeler rakam/harf yerine madde imleri koyarak liste oluşturmamızı sağlar. Tanımlama listeleri ise bir listeden çok kalabalık metinlerde okumayı kolaylaştırmaya yardımcı olabilecek bir araçtır. |
|
SIRALI LİSTE ÖRNEĞİ
|
|
SIRASIZ LİSTE ÖRNEĞİ
|
|
TANIMLAMA LİSTE ÖRNEĞİ

Madame butterfly | |
|
|
HTML NEDİR? HTML KODLARI NELERDİR? NASIL KULLANILIRLAR?
|
| HTML NEDİR?
| HTML (HyperText Markup Language / Hareketli-Metin İşaretleme Dili) basitçe, browserlarla görebileceğimiz, internet dökümanları oluşturmaya yarayan bir çeşit dildir
|
|
HTML KODLARI NELERDİR?
|
|
|
HTML KODLARI NASIL KULLANILIR?
|
Birşey dikkatinizi çekti mi? İngilizce bir takım kelimeler var ve bu kelimeleri küçük < ve büyük > sembolleri arasına yazdık. Bu ifadelere tag (etiket) deniyor. Etiketler etki etmesi istenilen metnin önüne ve arkasına yazılıyor. Önce etiketi yazıyoruz, sonra metni yazıyoruz daha sonra aynı etiketi önüne bir bölü " / "işaretiyle tekrar yazıyoruz. Bu son yaptığımız etiketi sonlandırıyor. Bir kaç istisna dışında tüm etiketler belge içerisinde sonlandırılmak zorunda.
|
|
HTML
|
Tarayıcıya HTML dosyasının başladığını ve bittiğini belirtiyor. Diğer tüm kodlar bu iki etiket arasına yazılır.
|
|
HEAD
|
Bir HTML belgesi iki bölüme ayrılıyor: head(baş) ve body(gövde). ... etiketleri arasına sayfa hakkında bilgiler yazıyoruz. meta ve title gibi etiketler burada yeralıyor. Meta etiketlerine ileride değineceğiz.
|
|
TİTLE
|
Title sayfanın başlığını belirtiyor. Burada yazılanlar browser'ın üst tarafında browser adıyla beraber gösteriliyor.
|
|
BODY
|
... arası ise sayfamızın gövde bölümü. Ekranda gösterilecek kısımlar bu tagler arasında yeralıyor.
|
|
h1...h6
|
Başlık boyutlarını ayarlamak için kullanılan etiketlerdir.
|
|
P
|
Paragraf etiketidir.
|
|
BR
|
Enter görevini üstlenir.
|
|
CENTER
|
Ortamala görevini üstlenir.
|
|
İ
|
Yazılarınızı italik yapar.(italic)
|
|
B
|
Yazıları koyu renk yapar.(bold)
|
|
U
|
Yazıların altını çizer. (underline)
|
|
FONT
|
Yazı tipini, rengini, boyutunu ayarlar.
|
| .:.MADAME BUTTERFLY.:. |
|
|